BİZİM YAZDIKLARIMIZ

KELEBEKLERİMİN TÜRKÇE DERSİ PERFORMANS GÖREVİ İÇİN YAZDIKLARI HİKAYELERDEN






KÖMÜR ALTIN

Eskiden Ayşe adında on yaşında bir kız yaşarmış. Ayşe'nin ailesi çok fakirmiş. Ayşe'nin annesi her zaman yemek yapamıyormuş. Ayşe hep dua edermiş. parayla birlikte, sağlık diliyormuş. Birgün Ayşe babasına yardım etmeye gitmiş. Ayşe babasına yardım ederken, çok yorulan Ayşe, dinlenmek için babasından izin alarak, dinlenmek amacıyla, yaprakların üzerine uzanmış. Tam uzanırken bir karınca görmüş. Karıncayı önce kömür zannetmiş ama sonra altın olduğunu anlamış. babasını çağırmış ve altın toplamışlar. Bundan sonra mutlu yaşamışlar, kömür altınla...
SAMET CAN BEREKET 

MOTOR ÇARPTI
Bir gün babamın iş yeine gidiyorduk. İş yerine bir iki sokak kalmıştı. Annemin elini bırakıp koştum. Sağıma soluma bakmadan karşıya geçmeye çalıştım. Ama tam merdiveni çıkacakken, motor çarptı ve yere düştüm. Ağladım. O anda adam"Üç kişisiniz, bir çocuğa bakamıyor musunuz?" dedi. Sonra beni gören ablalar su getirdiler. Daha sonra annemin elinden tutarak, babamın iş yerine gittik. Azıcık oyun oynadım. Eve geldim, yemek yedik. Biraz oyun oynadım, uyku saatim geldi. Su içip dişlerimi fırçaladım ve uyudum.
BURAK KURT

YASTIK SAVAŞI
Bir ailede sekiz yaşında güzel mi güzel Ece isimli bir kız bir kız çocuğu varmış. Ece'nin bir de altı yaşında Ahmet isimli bir erkek kardeşi varmış.Kardeşi ile iyi anlaşamadığı için fazla oyun oynamıyormuş. Bu yüzden Ece hafta sonunun gelmesini dört gözle bekliyormuş. Çünkü çok sevdiği Halise teyzesi kendilerine gelip Ece ile yastık savaşı oynamaya söz vermiş.
Nihayet hafta sonunun gelmesi ile teyzesi de gelmiş. Hep birlikte yemek yemişler. Yastık savaşı oynamak için Ece'nin odasına gitmişler. Yastıkları birbirine atarak doyasıya eğlenmişler. Oyun sırasında her taraf pamuk tarlasına dönmüş. Yoruldukları için yatmışlar.Sabah kalktıklarında Ece Halise teyzesine teşekkür etmiş. Haftaya tekrar gelmesi için teyzesinden söz almış. Teyzesi "Eğer çalışıp, akıllı olursan, haftaya tekrar gelirim." demiş. Ece böylece çok güzel bir hafta sonu geçirmiş.
GAMZE AKÇABAY

ARKADAŞLARIM VE BEN

Bir gün sokakta arkadaşlarım oyun oynuyorlardı. Ben de yanlarına gittim, Oyun oynamak istediğimi söyledim. Beni arlarına almadılar. Ben de ağlayarak eve döndüm. Çok üzgündüm, ağlayarak uyumuşum. İkinci gün aynı şekilde arkadaşlarım sokakta oynuyorlardı. ben de pencereden üzgün bir şekilde onlara bakıyordum. Annem geldi. "Oğlum , neden arkadaşlarınla oynamıyorsun." diye sordu. Ben de beni arlarına almadıklarını söyledim. Bunun üzerine annem, beni alıp arkadaşlarımın yanına götürdü ve arkadaşlarımdan beni de aralarına almaları için rica etti. Bunun üzerine beni aralarına aldılar. Beraber oyun oynadık. Çok güzel bir gün geçirdim. O günden sonra, beni hiç bırakmadılar. Ailem de ben de mutlu olduk.
KÜBRA YILDIZ

 
KRAL VE ÇOCUKLAR
Uzun uzun zaman önce, çocukları çok seven bir kral yaşarmış. Her yıl ülkedeki çocukları toplar, onlarla oynar, yarışmalar düzenlermiş. Yarışmanın adı " Yoğurdun İçinde Altın Bulma " imiş. tabaklara yoğurtlar konuyor, el değmeden yoğurdun içinde altın bulunmaya çalışılıyormuş. İşte böyle çocuklar eğleniyormuş. Sonra kral hasta olmuş ve ölmüş. Çocuklar çok üzülmüş.
İREM NUR KAYNI 

YARDIMSEVER BEYZA

Bir gün Beyza ile babası bakkala gitmişler. Orada Ayşe'yi görmüşler. Babasıyla aldıkları sakız fazla gelmiş. Ayşe'ye de vermiş. Ayşe ona bakıp, gülümseyerek eve koşmuş.Mahalledeki herkese, yardım ettiği için O'nun adına Yardımsever Bayza diyorlarmış ve Beyza bu lafa çok mutlu oluyormuş.

EVİMİZİN HİKAYESİ
Bizim evin az ilerisinde çocuklar için oyun alanı yapıldı. Ben bu oyun alanındani arkadaşlarım ve kuzenlerime bahsettim. Bir gün arkadaşlarım ve kuzenim ilebirlikte o alana gittik. Annelerimiz de geldi. Anneler için de spor alanı vardı. Biz parkta oynarken, annelerimiz de spor yaptı. O gün çok eğlendik.
ELİF KAHRAMAN

KÜTÜPHANE SEVİNCİ
O gün Zeynep kütüphaneye gideceği için çok sevinçliydi. Sabah erkenden uyandı. üzerini giyindi. Kahvaltısını etti. Annesine"Eline sağlık."dedi ve kalktı. Kütüphaneye gitmek için sabırsızlanıyordu.Kütüphaneye gitme zamanı gelmişti. Annesiyle kütüphaneye gitti. İlk defa geldiği için kuralları bilmiyordu.içeri girdiğinde, o kadar çok kitap vardı ki hangisini okuyacağını şaşırdı ve haftada beş gün kütüphaneye gitmeye karar verdi.



 
 MAVİ GÖZLÜ CEYLAN
Ormanda yaşayan Mavi Gözlü Ceylan adında bir geyik varmış. Mavi Gözlü Ceylan çok akıllıymış. Ama kurt Mavi Gözlü Ceylanı yemek istermiş. Ceylan buna izin vermezmiş.Bir gün kurt Mavi Gözlü Ceylanın annesinin kılığına girmiş. Sonra kapıyı çalmış. Mavi Gözlü Ceylan:
-Kim o? Demiş. Kurt:
-Aç kapıyı, ben senin annenim.Demiş.Mavi Gözlü Ceylan, bunun kurt olduğunu anlamış ve sen benim annem değilsin, diyerek bağırmaya başlamış. Kurt hemen kaçmış.Daha sonra kurt, Mavi Gözlü Ceylanı yakalamaya karar vermiş. Mavi Gözlü Ceylan çalılıklarda otlanırken, Mavi Gözlü Ceylanı arkadaşları koruyormuş. Kurt geliyor mu gelmiyor mu diye? Kurt, ise ağaçların arkasından izliyormuş. En sonunda kurt ortaya çıkmış.Kurt ayağını bir adım geriye atınca uçurumdan aşağı yuvarlanmış ve ölmüş. Mavi gözlü Ceylan bu dertten kurtulmuş.
BEYZA KÖSEOĞLU

KRAL ASLANIN İNTİKAMI

Günlerden bir gün aslan kralın içinde kötü bir his varmış. Bir kükreme ile tüm ormanı yanına toplamış. O esnada dağdan inen üç çakal ve iki kurt kralın düşmanları olduklarından, kralın en yakın arkadaşı zebrayı parçalamışlar ve dağa kaçmışlar. Kral, intikam alacağına yemin etmiş. iki ay sonra kendine orman halkından bir ekip kurmuş ve dağa çıkmışlar. Kral; çakal ve kurtları öldürmüş böyle intikam almış.
HATİCE URAZ

AYŞE'NİN KÖYÜ
Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde Ayşe isminde köyde yaşayan fakir bir kız varmış. Bu kızın hayali hep şehre yerleşmekmiş. 
Ayşe'nin bir çok arkadaşı varmış. Arkadaşları Ayşe'yi çok severlermiş. Bir işi olsa ona hep yardım ederlermiş. Bir gün şehirde yaşayan teyzesi hastalanınca Ayşe'yi yanına almak istemiş.
Ayşe buna çok sevinmiş ve yola çıkmak için hazırlığa başlamış. Ayşe büyük bir sevinçle şehre gitmiş.
İREM SANEM EKSİK 


TATİL GEZİSİ
İki bin iki yılında bir çocuk doğdu. Adını Ömer koydular. Bir gün, köye tatile gideceklerini duyunca çok sevindi. Çünkü orada tahtayla araba yapıyorlardı. Arkadaşları ile oynuyordu ve gitme günü geldi. Ömer çok mutluydu. Malzemelerini toplayıp köye giden arabaya bindiler.ve köye geldiler. Düşündüğü gibi tahtayla araba yaptı. Dedesi de onlara bir tane gemi yaptı. Dediği gibi arkadaşları ile oynadı. Öyle mutluydu ki şehre dönmek istemiyordu. Bir kaç gün sonra şehre döndüler.
MEHMET EFDAL GÜL

ÜÇ KIZ KARDEŞ
Bir varmış bir yokmuş. çok uzaklarda şirin bir köy varmış. Bu köyde üç kız kardeş yaşarmış. Adları, Dilara, Sude ve Ece. Çok mutlularmış. Ama bir gün bu mutlulukları üzüntüye dönüşmüş. Ece ne yemek yiyor ne de onlarla vakit geçiriyormuş. Kardeşleri bu duruma çok üzülüyor ve nasıl iyileştireceklerini bilmiyorlarmış. Bir gün Ece kardeşlerini yanına çağırmış:
-Hep insanlara yardım edin Onlara güzel sözler söyleyin. Kimsenin kalbini kırmayın. Demiş ve uykuya dalmış. Kardeşleri bunun üzerine bir ay boyunca Ece'nin dediklerini yapmışlar. Sonra bir bakmışlar ki Ece iyileşmiş ve kardeşlerine demiş ki:
İnsanlara yardım etmek, bizim sıkıntılarımızı giderir.
MELİSA KAPLAN



ZEYNEP'İN YARDIMI
Zeynep adında küçük bir kız yaşarmış. bu kızın ailesi, çok fakir ama bir o kadar da iyİlik doluymuş. Ailesinin durumundan dolayı okula gidememiş. Zeynep'in annesi Pınar Hanım bu duruma çok üzülüyormuş.Babası Nuri Beyin ise elinden hiç bir şey gelmiyormuş. Zeynep'in Ayşe adında bir kız kardeşi varmış. Babasının zengin bir dostu olan Mustafa Bey sürekli onlara yardım ediyormuş. Onların her türlü ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyormuş.Nuri Bey eşi Pınar Hanımla konuşurken, Zeynep kulak misafiri olmuş. Babası, annesine çok az paralarının olduğunu söylüyormuş. Zeynep'in bu durum karşısında aklına bir fikir gelmiş. "Babacığım eğer paralarımızı birleştirirsek, bir sürü paramız olur. Biz de okula gitme fırsatı buluruz" demiş. Annesi ve kardeşi de bu fikre katıldıklarını söyleyince artık karar verilmiş, olmuş. Annesi ve babası Zeynep'i kutlamışlar ve onu desteklediklerini söylemişler. Zeynep ilk defa okula gitme heyecanı yaşamış. Anne ve babası, birikim yaparak Zeynep ve kardeşini okula yadırmışlar. Çünü İkisinin de çok iyi bir zekası varmış.
ÖYKÜ FIRAT




24/03/2010 TARİHİNDE SINIFÇA YAZDIĞIMIZ HİKAYEMİZ.
( HER ÖĞRENCİ BİR VEYA İKİ CÜMLE YAZMIŞTIR. )


SINIF HİKAYEMİZ

Bugün sınıfımız çok güzeldi. Herkes sevinçliydi. betül oyun parkını arkadaşlarına göstermek istiyordu. Bütün sınıf merakla görmek istiyordu. betül hızla parka gitti. yağmur çok şiddetlendi ve eve nasıl gideceğini merak etti.Çünkü heyecanlıydı. Eve gittiler. Sayıştılar. biz çok eğleniyorduk. En son kalan kişi ebe oldu. Herkes bir yere saklandı. Ebe onları bulmaya çalıştı ama bulamadı. Herkes öptü. Ebe geri yumdu. Ebe çok üzgündü. Çünkü ebeyi sobe yaptıkları için üzgündü. Ebe olmak istemiyordu.neden hep o ebe oluyor? dedim. Çünkü sayışmada böyle oluyor dediler. Ebe olan arkadaşım eve gitti. Zaten geç olmuştu. Eve gittim. Annem bana kızdı ve dövdü. Çok üzüldüm. Sonra odama çıktım. O gün çok üzgündüm, ağlamaya başladım. Odamda kendi kendi,me kızdım. Aşağıya inip annemden özür diledim. Annem özürümü kabul etti. Çok sevindim. Anneme sarılıp öptüm. Ben bir daha yapmayacağıma söz verdim. Sonra dışarıya çıkıp, arkadaşlarıma haber verdim. onlarla çok güzel bir oyun oynadım. Oynadığımızda yağmur yağdı, çok üzüldük. Bugün yağmur yağdığı için Beden Eğitimi dersine çıkamadık. Arkadaşlarım ve ben buna çok üzüldük. Çünkü o gün hava güzel değildi. Eğer hava güzel olasaydı, dışarı çıkabilirdik. Çünkü dışarı yağmurluydu, çıkamıyorduk. ben bu sınıfı çok seviyorum. Bu sınıf ta çok güzel arkadaşlarım da. Arkadaşlarımla teneffüse çıkıp çok güzel oyunlar tekerlemeler, bilmeceler oynadık ve sorduk. Sonra Matematik defterine çok güzel yazılar yazdık. öğretmenim, yazdığımız problemleri çok beğendi ve bizi tebrik etti. Bize hediye verdi. Bu hediyelerde, günlük, toka, taç ve daha bir sürü şey.  Kalem, kitap, okuma kitabı, öğretmenin verdiği hediyeler bunlar. Arkadaşlarım okuma kitabına ne yazacaklarını bilmiyorlardı. Keşke hep böyle olsa, Öğretmenimiz hiç üzülmez. Sonra okuldan eve döndük ve ödevlerimizi yapmaya başladık. 

2/A SINIFI ÖĞRENCİLERİ.



 



"BENİM DE BİR FİKRİM VAR",   "BEN VE AİLEM " KONULARI İLE İLGİLİ BİR ÇALIŞMA HAZIRLAYINIZ. BU ÇALIŞMANIZDAN UYGUN OLANLAR DRAMA ŞEKLİNDE SINIFTA SUNULACAKTIR. ÇALIŞMALARINIZ, KENDİ YAŞANTINIZDAN VEYAGERÇEK HAYATTAN ALINTI OLABİLİR.

BENİM DE FİKRİM VAR (OYUN)

 Karagöz ailesi o gün bir karar aldılar. Evin ihtiyaçları olan 6 adet sandalyenin alımı için mobilyacıya gideceklerdi.
Baba:
- Haydi bakalım, hazırlanın sandalye almaya gidiyoruz.
Anne:
-Tamam da bey, daha rengini belirlemedik.
Abla:
-Babacığım, sandalyeler ağaçtan olsun. Böylece daha gösterişli olur.
Baba:
-Kızım, annen rengini belirleyelim diyor, sen ağaçtan olsun, gösterişli olur diiyorsun.
Abla-babacığım arkadaşlarımızdaki sandalye ağaçtan ve çok güzeller.
Anne:
-Kızım güzel de mutfağımızdaki perdeler mavi, sandalyelerde mavi olsun.
Küçük Kız:
-Anneciğim cindy bebek resimli olsun, lüteeen.
Baba:
-Tamam, benim de bir fikrim var. Sandalyeler hem ağaçtan hem mavi hem de Cindy bebek resimli olsun. Nasıl mı? eski sandalyeleri tamirciye vereceğim.
Anne:
- Hayır bey olur mu? Eski sandalyeler düzelmez.
Abla:
-Babacığım, olmaz. Onlar gösterişli değil.
Küçük Kız:
- Babacığım, o sandalyeler Cindy bebek resimli olmaz.
Baba:
- Bence dedikleriniz doğru. En güzeli eski halinde kalsın. İtiraz istemem. Karar verilmiştir.

İREM NUR KARAGÖZ




ÇAĞLA'NIN AİLESİ
Biz ailemizle yeni eve taşındık. Birkaç gün eşyaları yerleştirmeye çalıştık. Ailemle ben yeni evimizi çok sevmiştik.
babam "Çocuklar evdeki kuralları belirleyelim"dedi. Ağabeyim
"babacığım çöpleri ben atarım"dedi. Annem "Tabi oğlum" dedi.Ben de "Ekmeği aırım ve bulaşıklara yardım ederim"dedim
Evdeki uıymamız gereken kuralları belirledik. Babam bilgisayar ve tlevizyon kullanım ile ilgili olarak, kurallar belirleyelim dedi. Ağabeyimatılarak "iki saat televizyon izleyelim, sabah bir saat, akşam bir saat "dedi. Babam "Evet ama, kardeşin ve annen ne diyor, bir de onlara soralım" dedi. Biz de onayladık.
Ben Çağla "Akşamları hepimiz saat 17:00 te evde oluyoruz. bab akşam yemeğini saat 18:00 da yiyelim" dedim. babamla annem "Çok güzel fikir"dediler. Ağabeyim de derslerimize çalışmak için daha çok zamanımız olur dedi.
Annem" Dersler bitince uyumadan önce kitap okuyalım "dedi.  Ve ailece çok güzel kararlar aldık.  
 
                                                                                          AYŞE ÇAĞLA KÖSE

BENİM DE FİKRİM VAR
Ben: Baba bu yaz İstanbul'a gidelim mi?
Annem: Çok iyi olur. Hem de dostlarımızı ziyaret ederiz.
Babam: Tamam, iyi olur. Tatile İHTİYACIMIZ VAR.

Yazın, okullar tatil olduktan sonra, babam senelik izne ayrıldı. annem, bütün giysilerimizi valizlerimize yerleştirdi. Toyota corolla marka arabamızla önce Adana'ya gittik. Orada babamın arkadaşı, Cengiz Amcamları ziyaret ettik. Oradan Konya'ya Cevdet amcamlara ziyarete gittik. Annem "Kütahya'da arkadaşları ziyaret edelim"dedi. Ben de "Çok iyi olur." dedim.Kütahya 'daki dostlarımızı ziyaret ettikten sonra İstanbul'a gittik. Orada tarihi ve turistik yerleri gezdik. Babama Çamlıca'ya gitmek istediğimi söyledim. Babam da bu fikrime katıldı ve hep birlikte Çamlıca'ya gittik. Topkapı Sarayını ziyaret ettik. Bu sene tatilimiz, aile bireylerinin ortak fikri ile çok güzeel geçti.
                                                                         EREN BURAK BOZKURT
BENİM DE BİR FİKRİM VAR

Okullar açıldığında babam, annem, kardeşim, ablam ve ben okul boyunca uyacağımız belirli kararlar almak için toplandık. babam, televizyon ve bilgisayar kullanma ile ilgili, ders saatlerinde izlenmemei, ders programına uyulmasını istedi. Haftalık değerlendime yapmak için  her cuma günü ailece toplantı yapılmasını istedi.
Annem, herkesin odasını düzenli kullanması, kimsenin başkasından izin almadan diğerinin eşyasını kullanmamasını, her şeyin konuşarak çözülmesini istedi.
Ablam, iki haftada bir havaların iyi olması halinde pikniğe gidilmesini, ayda bir lunaparka gidilmesini istedi.
Kardeşim,
yaşına uygun olan Yumurcak tv ve TRT Çocuk kanallarını seyretmeyi istedi. babm ise bir saat izin verdi.
Ben de kardeşimin,isteklerinin dışında, hafta sonu gezmeye gitmeyi, başarılı olmamız halinde anne ve babamız tarafından ödül verilmesini, başarısız olmamız halinde cezanın olmasını istedim.

                                                                                            FATİH BAYRAK


VÜCUT İSİMLİ FABRİKADA ÇALIŞAN İÇ ORGANLARDAN BAZILARI İŞTEN ÇIKARILACAKTIR. KENDİNİZİ BU FABRİKADA ÇALIŞAN BİR İŞÇİ OLARAK HAYAL EDİN,. İŞTEN ÇIKARILMAMAK İÇİN NELER SÖYLERDİNİZ?


MİDE

Ben kendimi mide olarak hayal ediyorum. 
Ben besinleri çalkalari, karıştırı ve ezerim. Bu işlemleri yapmada, kaslarım ve salgıladığım sıvı bana yardımcı olur. Bu sıvı yediğimiz yiyeceklerle beraber bana gelen mikropları öldürür. bulamaç haline getirdiğim besinleri, çıkş kapısından ince bağırsağa gönderirim. Vücutta bu işleri ben yaparım. Eğer ben olmazsam beslenemezsiniz. Beslenemeyince vücut için gerekli olan, vitaminleri, minerallleri ve protei,nleri alamazsınız. Bunla
rı alamayınca vücut enerjisiz kalır. Zayıf düşer. Yaşamını devam ettiremez. Bu nedenlerden dolayı beni işten çıkaramazsınız.
 
NİSANUR SERDAR
KALP
Ben vücutta çalışan bir kalbim. beni işten çıkaramazsınız. Çünkü ben vücudun yaşama sebebiyim. Vücuda kan pompalayıp, temiz kanı vücuda dağıtırım.
HATİCE URAZ
BENİM ADIM MİDE
Vücut sisteminde ben olmazsam olmaz. Çünkü ağızdan yenilen ve içilen herşey önce bana gelir. bende toplanır. Eğer beni işten atarsanız, yediklerinizi ve içtiklerinizi sizndiremezsiniz. Sindirilmeyen gıdalar bağırsaklardan geçemez. Hücrelerimizde bağırsaklardan  besin ememez.Bu durumda ben yoksam, vücut sistemi de yok olur, ölür. Bu nedenle beni işten çıkaramazsınız.

FATMA TÜRKMEN
BEN AKCİĞERİM
Ben göğüs kafesinin içinde, sağda ve solda olmak üzere iki yerde bulunurum. Sağ taraf üç bölüm, sol taraf iki bölmedir. Sol tarafta iki bölme olmamın sebebi, hemen altımda kalbin olmasıdır. Benim asıl görevim, oksijeni kana vermek ve karbondioksiti kandan atmaktır. Ayrıca kanı soğuttuğum için vücut sıcaklığının ayarlanmasına da yardımcı olurum.
Eğer beni işten atarsanız, asıl görevim olan, oksijeni kana verme işini yapamam ve karbondioksiti atamam. vücut sıcaklığını ayarlayamam. 
                                                  MELİSA KAPLAN

YAŞAM İÇİN KALP ATIŞI
Vücut sisteminde kalp olmak isterrdim. beni vücut sisteminden çıkarırsanız, vücuda kan pompalanması durur. vücuttaki kanın temizlenmesi bana bağlıdır. bütün vücut organlarının çalışması benim yapacağım kan pompalama işine  bağlıdır. Ben işten çıkarılırsam ve işlevini kaybederek, yaşamını yitirir. hayat için kan pompalamak benim görevimdir.
                                                                      İREM NUR KARAGÖZ
KALP
Elinizi sol göğsünüzün üzerine koyunuz. benim nasıl çalıştığımı hissedersiniz. Tüm vücudumuza kanı pompalarım. Ben olmadan çalışmaz hiç bir oprganımız. Nasıl makineler motorsuz çalışmazsa, vücudumuzda kalp olmadan çalışmaz. Yani beni işten atarsanız, organların hepsi durur.
                                                                            ELİF KAHRAMAN
 
 

 

28 EYLÜL PAZARTESİ

TATİLDE NELER YAPTIK?
KONULU YAZMA ÇALIŞMASINDAN ÖRNEKLER

KÖYDEKİ EĞLENCEM
     Karneleri aldık. Çok heyecanlanmıştım. Anneme gösterdim. O da benim gibi çok heyecanlanmıştı. Babamdan izin aldık. Sonra babam da izin verdi. Eşyaları topladık, arabaya bindik. Abimi dershaneden aldık. Ceyhan'a vardık. Köye yakındık. Sonra köydeki köpekleri gördük. Anneannem bize yakınlaştı, arabanın içinden bizi gördü. Abim ve ben anneannemi öptük. Eve girip yemek yedik. Saat 9 olmuştu. Herkes uyudu. Ben de uyumuşum. Sabah olmuştu. Ben, Ülkü ablam, Eda ablam ve abim hepimiz uyandık. Kahvaltı yaptık. Elimi yüzümü ve ağzımı sabunla yıkadım. Dışarı çıkıp hamağa bindim, biraz oyun oynadım, eve girdik. İki gün sonra geri döndük.
                                                                                                               Öykü FIRAT
TATİLE GİDİYORUM
      Tatilin ilk günü Şanlıurfa'ya gittik. Orada balıklı göle gittik. İki gün kaldık. Sonra Gaziantep'e gittik. orada parka ve hayvanat bahçesine gittik. İskenderun'da akrabalarımızın yanına gittik. Lunaparka gittik. Sonra eve geldik. Tatilde her gün bir saat kitap okudum. 
                                                     Rabia KABAKOĞLU

TATİLDE
      Ben tatilde çok eğlendim.  Halamlara gittim. Halamlar bize geldi. Halamın bebeğini sevdim. Onlar bir gün bizde kaldılar. Onlar internete gitti. Ben de oyun oynadım. Test çözdüm, okuma yaptım. Eniştem askere gitti ama orada kolunu kırdı. Annem köye gitti. Nar çırpmaya gitti. Yarın gelecek. Annemler bana okul eşyalarımı alacaklar.
                                                        M. Mert BALLI

DAYIMLAR
      Dayımlara giderken otobüsle gittik. Orada çok eğlendik. Denize gittik. Orada kuleler yaptım. Kenarlarını kapattım. İçine su doldurdum. Üstünde elimi yıkadım. sonra eve geldik. bir gün sonra bayram oldu. şeker toladım. Eve gelince hasta oldum. sonra okullar açıldı ve son.
                                            A. Alperen DEMİRCİOĞLU
TATİLİ ÇOK SEVDİM
      Tatili çok az burada geçirdim. çünkü Bilecik'te ablam yaz okuluna gitti ve ben de gitmek istedim. Annemden izin aldık ve verdi. Ben de gittim. Orada kırk gün kaldık. Orada öğretmenimi, Öykü'yü, ve diğer arkadaşlarımı çok ama çok özledim. Ailemide çok özledim. Ve artık kimseden ayrı kalmak istemiyorum. okulumu çok seviyorum.

Kader DUACI

TATİLDE NELER YAPTIM?
     Tatilin ilk günü sabah erkenden kalktım, duşumu aldım ve sonra dersimi yaptım, testimi çözdüm ve akşam oldu. Direkt uyudum.
     Ertesi gün Payas'a yani dayımgile gittik. Dayım bizi denize götürdü. İki günlüğüne sahile çadır kurduk. Sonra evli evine köylü köyüne. Yani dayımgil evine biz de Antakya'ya geldik. Uzuuun zaman sonra çok mutlu oldum.

Nisanur SERDAR

12 EKİM PAZARTESİ

HAYALİMDEKİ OKUL KONULU YAZMA ÇALIŞMASI
Sizlerin tüm hayallerinizi gerçekleştimek isterdim. Ancak buna gücüm yetmez. Bazılarınızın hayallerini gerçekleştirebilirim. Yakında.....
HAYALİMDEKİ OKUL
Şimdiki okulumu çok seviyorum ama okulumun renginin beyaza ve yeşil olmasını isterdim. Okulumun içinde; bilgisayar, oyun, resim, müzik odaları olsun isterdim. Okula önlükle gelmek istemezdim. normal kıyaftele gelmek isterdim. Önlüğü çok sevmiyorum çünkü bizi sıkıyor. Ben öğretmenimden ve arkadaşlarımdan, okulumdan ayrılmak istemiyorum çünkü hepsini de çok seviyorum.

HATİCE URAZ 

HAYALİMDEKİ OKUL
İki katlı olup, önünde bahçesi, etrafı duvarlarla çevrili, kapısında güvenliği olan ve sınıfları 20 kişilik bir okul isterdim. sınıfların bilgisayarlı olmasını, okulumuzun tüm gün olmasını isterdim. Tüm sınıfların ve tuvaletlerin temiz olması ve temiz kokması... Bahçesinde oyun parkı olmasını isterdim.

MELİSA KAPLAN

HAYALİMDEKİ OKULUM
Hayalimdeki okulun tertemiz olmasını isterdim. Arkadaşlarımın da temiz kullanmasını isterdim. Disiplinli ve kurallı olmasını isterdim. sınıflarımızda akıllı tahta olmasını isterdim.Ayrıca sınıfım düzenli ve bahçemizde temiz olmalı.

SAMET CAN BEREKET

HAYALİMDEKİ OKUL
   
Okulda rengarenk çiçekler ,yemyeşil ağaçlar isterdim. 
   Okulda iki ayrı bina isterdim. Neden? diye sorarsanız; büyük abiler, küçükleri eziyorlar. 
Ben öğretmenimi çok seviyorum. Bize Minik Kelebekler diyor. Bütün öğretmenleri de iyi olsa. Bazı öğretmenler çocuklara kızıyorlar, bunu görünce çok üzülüyorum.
                                                                               AYŞE ÇAĞLA KÖSE

OKULUM
 
Ben okulumun bahçesinin çok güzel olmasını isterdim. Okulumuzun bahçesinde havuz ve lunapark olmasını isterdim. Zil çaldığında hemen koşar salıncakta sallanırdım. Arkadaşlarımla beraber dönme dolaba binmek isterdim.Sıcak olduğu zaman arkadaşlarımla birlikte havuzda yüzerdim. eğlenmek isterdim. Okulumuzda mini bir market olmasını isterdim. Markete geçer, rahatça alışverimi yapardım.
                                                                      MEHMET MARUF GÜLER YÜZ

HAYALİMİZ
Okulumuzda oyun salonu olmasını isterdim. Kışın yağmurda ıslanmayalım diye. çok sınıflı olmasını isterdim. Sınıflar kalabalık olmasın diye. Sevmiyorum. Sıralarda tek oturmak isterdim. Okulumuzda kütüphane olmasını isterdim. Sınıfımızda bilgisayar olmasını isterdim.

KÜBRA YILDIZ

HAYALİMDEKİ OKUL
Benim hayalimdeki okulda;
Lunapark olmalı, arkadaşlarımla kayabileceğim bir kaykay olmalı, salıncaklar olmalı. Bahçesinde ağaçlar ve çiçekler olmalaı. Çocuklar istediği kıyafetle okula gelmeli. Öğretmenim sınıfta yokken, kavga gürülti etmeyen, sınıfta veya koridorda koşmayan arkadaşlar olmalı.
Büyüklerin küçüklere iyi davrandığı, sınıfların, tuvaletlerin ve okul bahçesinin tertemiz olduğu bir okul hayal ediyorum.

FATMA TÜRKMEN


HAYALİMDEKİ OKUL
Hayalimdeki okulun önünde küçük bir havuz , küçük bir park olmasını isterdim. Her yerde çiçekler olmasını isterdim. Okulun duvarlarında resimler olmasını isterdim. Bir de çimenler olsun isterdim.Resim odası, müzik odası olmasını isterdim. Lavaboların, yerlerin temiz olmasını isterdim. Her sınıfın içinde televizyon olmasını isterdim. Bir de sınıfta bizim ve öğretmenimizin  resimlerimizin olmasını isterdim. Okulda hemşire olmasını isterdim. Ağaçların yemyeşil olmasını isterdim. Kırmızı halı olmasını isterdim. Kuşlar olmasını isterdim.

BEYZA KÖSEOĞLU


HAYALİMDEKİ OKUL
1. Sınıflarda öğrenci sayısının en çok 25 kişi olması,
2. Okulumuzdaki boş alana, kapalı spor salonu yapılması,
3. Teneffüslerde dinlenebileceğimiz havuzlu üzeri kapalı kameriyeler olması,
4. Kantinin daha büyük, üzeri kapalı ve oturacak masa ve sandalyelerinin olması,
5.Tuvaletlerin daha çok ve temiz olması,
6. Sınıflardaki yazı tahtalarının yeine, elektronik yazı tahtalarının olmasını,
tüm kalbimle istiyor ve hayal ediyorum.

GAMZE AKÇABAY

HAYALİMDEKİ OKUL
1.Tek kişilik sıralar,
2.Geniş oyun alanlarının olması,
3.Kapıda güvenlikçi olması,
4. Havuzlu olması,
5.Temiz olmasını isterdim.


OSMAN DÖNMEZ

HAYALİMDEKİ OKUL
Okulumun sekiz katlı olmasını, bütün sınıfların ayrı katta olamsını, çöplerin okuldaki işçiler tarafından dökülmesini, sınfta en fazla 20 kişi olmasını, halı sahasının olmasını, tuvaletlerin temiz ve güzel olmasını, okulun eve yakın olmasını isterdim.

EREN BURAK BOZKURT

HAYALİMDEKİ OKUL
Hayalimdeki okul temiz olmalı, düzenli ve tabiki de kavgacı Olmamalı.herkes birbirini teneffüslerde itmemeli ve dövmemelidir.Öğrenciler eşyaları izinsiz almamalılar. Müdür, müdür yardımcıları, öğretmenler ve hizmetli gibi kişiler öğrencilere vurmamalılar.Veliler, öğrenciler içerigirerken, okula girmemeliler. Diğer veliler gittikten sonra veya öğrenciler sınıfa girdikten sonra okula girmeliler. Öğrenciler düzenli çalışmalı ve bol bol ki,tap okumalılar. Büyük sınıflar küçük sınıfları, yani birinci ve ikinci sınıfaları küçümsememeliler. Okula girerken veya çıkarken öğrenciler birbirlerini ezmemeli. Öğrenciler ders kitaplarını ve defterlerini temiz tutmalılar. Araç gereçlerini evde unutmamalılar.

NİSANUR SERDAR


TÜRK MİLLETİ ATATÜRK'Ü  NEDEN ÇOK SEVİYOR?

KONUSU İLE İLGİLİ EVDE YAPILAN ÇALIŞMALARDAN ÖRNEKLER


TÜRK MİLLETİ ATATÜRK'Ü SEVİYOR
Türk milleti Atatürk'ü neden sevmesin ki? yurdun her tarafına düşman saldırdığında, Samsun'a çıkıp Kurtuluş Savaşı'nı başlatan, vatan elden gitmek üzereyken ülkesini düşmanlardan kurataran, padişahlığı kaldırıp, cumhuriyeti kuran, biz çocuklara 23 Nisan'ı armağan eden, birçok devrimler yaparakülkemizin ilerlemesini sağlayan, bizlere vatan,bayrak sevgisini aşılayan, gençlere bu vatanı emanet eden, ülkesini her şeyden çok seven, Atatürk'ü Türk milleti de seviyor ve rahmetle anıyor.

Beyza KÖSEOĞLU

ATATÜRK'Ü SEVİYORUZ
Yurdu kurtardığı,
Çok çalışkan olduğu,
Genç Türkiye'yi kurduğu,
Soyadı Kanununu getirdiği,
Ölçülerde yenilik getirdiği,
Kılık kıyafette yenilik yaptığı,
Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdığı,
Kısaca; Atatürk'ü sosyal hayatımızda, ekonomimizde, siyasi bakışımızda, yenilikler meydana getirdiği için çok seviyoruz.

Fatma TÜRKMEN


TÜRK MİLLETİ ATATÜRK'Ü NEDEN ÇOK SEVİYOR?
ÇÜNKÜ;

Atatürko yokluklar içinde, en güç koşullarda Kurtuluş Savaşı'nı gerçekleştirmiş, onunla da yetinmemiş, Anadolu halkını yüz yıl ileri götürecek devrimlerini yaşama geçirmişti. Kurtuluş öncüleri ile birlikte kimsenin yapamadığını yapmıştı. Sadece kendi ülkesini kurtarmak kendi ulusunu yüceltmekle kalmamış, yaptıklarıyla dünyaya örnek olmuş herkesin takdirini ve sevgisini kazanmıştı.
Her 10 kasımlarda Ata'mızı anmak O'nun devrimlerinin toplumumuza kazandırdıklarını anlamak ve anlatmak hepimizin görevi. Çocuğu, genci yaşlısı, kadını ve erkeğiyle Türk toplumu bu görevini her yıl arttırarak büyük bir coşkuyla yapıyor.
Atatürk'ü yurdumuzu düşmanlardan kurtararak bu güzel yurdu bizlere armağan ettiği ve yapmış olduğu yenilikler sayesinde bizleri çağdaş ülkeler seviyesine yükselttiği için Türk Milleti olarak O'nu çok seviyoruz.

Gamze AKÇABAY

 
Türkçe ders Kitabı "Bizim Hikayemiz"metninin etkinlik çalışmalarında "oyun ve yağmur"kelimelerini kullanarak yazdıkları hikayelerden örnekler

OYUN VE YAĞMUR
Bir zamanlar uzak ülkelerin birinde beyza adında bir kız vardı. Annesi Beyza'ya "Bakkaldan ekmek alır mısın?" dedi. Beyza "Tamam." dedi ve yola düştü. Çok yağmur yağıyordu. Yolda giderken yağmurun dinmesi ile ilgili bir şey hayal etti.bu hayalde Süpermen gelip yağmuru dinidiriyordu. Bütün çocuklar seviniyordu.Daha sonra gözlerini açtığında, güneş açmıştı. "Hayallerim gerçek oldu." diye bağırdı.Bakkaldan ekmek aldı eve gitti. Kahvaltı yaptı. Sonra annesine"Arkadaşlarımla oynayabilir miyim?" dedi. Annesi " tamam "dedi. Beyza arkadaşları ile öyle eğleniyordu ki annesinin seslendiğini bile duymadı.
 BEYZA KÖSEOĞLU

OYUN ARKADAŞI
Bir zamanlar Tuğçe adında bir kız varmış. Bu kız çok yalnızmış. Tuğçe yaşadığı yerde hiç çocuk yok diye biliyormuş. Bir gün içine bir umut ışığı doğmuş.
Biraz ötede bir çocuk yaşarmış. Onun adıda Merve imiş. İkisi de dolaşmaya çıkmış. Ne tesadüf ! İkisi de birbirleri ile karşılaşmışlar. İkisi de birbirleri ile çok iyi arkadaş olmuşlar. Bir gün aşağıda oynarlarken, birden yağmur yağmaya başlamış. Hemen evlerine koşmuşlar
Ama biraz geç kaldıkları için ikisi de üşütmüş. Neyse ki birkaç güne kalmadan iyileşmişler ve eski neşeli günlerine geri dönmüşler.
NİSANUR SERDAR

YAĞMUR YAĞDI OYUN OYNAYAMADIK
Cumartesi günüydü. Okullar iki günlük tatile girmişti. Ben ve arkadaşlarım dışarıda oyun oynuyorduk. Oyunda olan arkadaşlarım Fatma ve Beyza idi. Biz çok iyi arkadaştık. Ufacık küzmelerimiden sonra hemen barışıyorduk.
 Yakan top oynuyorduk. Fatma bu oyunu çok iyi biliyordu. Hep bizi vuruyordu ve ortada oluyordu. Oyunun en güzel yerinde yağmur yağdı. Bizler en sevdiğimiz oyunu oynayamadık.En iyisi evde başka bir oyun oynayalım diyerek eve döndük.
GAMZE AKÇABAY


Aşağıdaki etkinlik sayfasını kullanarak öğrencilerimin yazmış olduğu hikayeler.  Etkinliği öğretmen arkadaşımız Nurcan Nurgöl hazırlamıştır..


      
ÖYKÜ YAZMAYI ÖĞRENELİM 

 Çok uzaklarda büyük bir ormanda, bir sincap yaşarmış.
1)   Bu sincabın adı ne olsun?.........................
2) Sincap ne renk olsun?...............................
3) Sincabın kaç tane kardeşi olsun?........................
4) Sincabın yaşadığı ağaç nasıl olsun?.......................
5) Bu ağacın üstünde başka hangi hayvanlar yaşasın?........................
6) Sincabın en sevdiği arkadaşı kim olsun?...................................................
7) Arkadaşı ile nereye gitsinler? ………………………………………………
8) Gittikleri yerde ne görsünler? Korksunlar mı mutlu mu olsunlar?
............................................

9) Ağaçlarına döndüklerinde ne görsünler?.................................................
10)    Ağaçlarını nasıl kurtarsınlar?......................................................
11)Sincap ve arkadaşına ne olsun?..............................................................

Sorulara verdiğin yanıtları kullanarak bir masal yazar mısın? diye sorduğumda sevinçle ellerine alıp yazmaya başladılar.

Yazdılar. İşte sizlere birkaç örnek çalışma diğerleri de gelecek. yeni konularda yeni öğrencilerle

26 EKİM 2009 TÜRKÇE DERSİ
 

SİNCAP İLE TAVŞAN

Çok uzaklarda büyük bir ormanda küçük bir sincap yaşarmış. Bu sincabın adı Pıtır’mış. Sincabın rengi kahverengiymiş. Sincabın sekiz tane kardeşi varmış. Sincabın yaşadığı yer yemyeşil ağaçlarla doluymuş. Onların ağacının üstünde kuş ve baykuş yaşarmış. En sevdiği arkadaşı baykuşmuş. Arkadaşı ile teyzesigile gitmişler. Pıtır’ın ve arkadaşının ağacı yanmış. Hiçbir çare yok. Hiçbiri olmamış.

                                                                          Kader KELEŞ        

 KITIR’IN HAYATI VE PRENSES

 Çok uzaklarda büyük bir ormanda küçük   sincap Kıtır   yaşardı. KITIR SABAH ERKENDEN KALKTI. Arkadaşı Prenses geldi. Kıtır’ın üç kardeşi de uyandı. Prenses dedi ki:

-Haydi ormana gidelim. Hemen yola çıkıp gittiler. Bu arada Kıtır’ın üç kardeşi evde kaldı.Orada, ceviz, limon, elma, çilek, muz vardı. Onlar hepsinden bir tane koparıp sepetin içine koydular. Eve dönerken, yemyeşil ağaçları görerek, sevinçten ne yapacaklarını bilemediler. Sonra ise sevinç değil üzüntü yaşadılar. Çünkü avcı ağaçlarını kesiyordu. Hemen kardeşlerini teker teker çıkarttı. Bir baktılar ki ağaç üzerlerine düşüyor ve hemen oradan uzaklaşıp başka yere gittiler.

Kader DUACI

 DENİZ’İN SEVİNCİ

Çok uzaklarda büyük bir ormanda bir sincap yaşarmış. Bu sincabın adı Deniz ‘miş. Bu sincabın çok sevdiği bir arkadaşı varmış. Arkadaşının adı da Boni imiş. Boni ile Deniz aynı ağaçta yaşıyorlarmış. Deniz bu durumdan çok mutluymuş. Deniz bir gün çok sıkılmış ve arkadaşı ile birlikte dışarı fırlamış. Biraz dolaşıp oynamışlar. Deniz “Ben acıktım.” Demiş. Boni ile geri dönmüşler. Bir de ne görsünler! Ağaçları kesiliyor. Onlara “ bu ağacı yeni diktiler “demiş. Ama onları dinlememişler. Sonra herkes gitmiş. Deniz ile Boni bir daha hiç yalan söylememişler.

Öykü FIRAT

 BİNKİ VE ITIR

Çok uzaklarda büyük bir ormanda bir sincap yaşarmış. Bu sincabın adı binki imiş. Rengi ise yeşilmiş. Bu sincabın üç kardeşi varmış. Bu sincabın yaşadığı ağaç çok uzunmuş. Bu ağaçta başka hayvanlar da yaşarmış. Bir kuş ve iki baykuş. Binki arkadaşı ıtır ile nehire gitmişler. Orada arkadaşları Şhin ile karşılaşmışlar. Çok mutlu olmuşlar. Ağaçlarına döndüklerinde bir de ne görsünler! Ağaçlarının önünde bir ayı. Biraz vakit geçmiş. O tarafa doğru ilerleyen iki avcı varmış ve ayıyı vurmuşlar.

Esen DAL

                                                                                   

 LITIR VE ÇITIR                                        

Bir ormanda Lıtır ve Çıtır diye iki sincap yaşarmış.Çıtır sincap mor renkmiş. İncabın dört tane kardeşi varmış. Bu sincap meşe ağacında yaşıyormuş. Meşe ağacının üstünde bir de maymun yaşarmış. Sincabın en sevdiği arkadaşı Çıtır’mış. Arkadaşı ile mutluluk ormanına gitmişler. Korkunç bir papağan görmüşler. Çok korkmuşlar. Kış kış kış diye evlerini kurtarmışlar. İyi ki bize bir şey olmamış demişler ve mutlu mesut yaşamışlar.

   Betül ÖZTÜRK

    TAVŞAN İLE SİNCAP

Çok uzaklarda büyük bir ormanda bir sincap yaşarmış. Tombiş turuncu ve mavi renkmiş. Tombiş’in dört tane kardeşi varmış. Tombiş’in yaşadığı ağaç çok dallıymış. Bu ağacınüstünde kuşlar yaşarmış. Tombiş’in en sevdiği arkadaşının adı Pıtır’mış. Arkadaşı Pıtır ile her zaman deniz kenarına giderlermiş. Gitiklerinde çok mutlu olurlarmış. Bir gün ağaçlarına döndüklerinde bir de ne görsünler! Kocaman   kurtlar. Kurtlardan onları köpekler kurtarmış.

Beyza Nur BÜLBÜL

Yukarıdaki şablona uygun olarak, yeni düzenleme yapılan öykü yazmayı öğrenelim etkinliği sonucunda yazılan hikayelerden örnekler

 AYŞE İLE NİSA
Uzak ülkelerin birinde bizim yaşımızda bir çocuk yaşarmış. bu çocuğun adı Ayşe imiş. Ayşe'nin tam üç tane kardeşi varmış. Ayşe'nin evi yeşil renkli ve dört katlıymış. Ayşe'nin yaşadığı yer Ankara imiş. Ayşe'nin en iyi arkadaşı Nisanur imiş. Ayşe ve Nisanur saklambaç oyunu oynarlarmış. Ayşe'nin annesinin mesleği ev hanımı, babasının mesleği ise polismiş. Evlerinde bir kedi yaşarmış. Ayşe'nin en sevdiği dersler Türkçe ve Hayat Bilgisi dersi imiş. Ayşe'nin hiç sevmediği ders Matematik dersi. Sevmediği ders için çok çalışmış ve Ayşe sonunda başarılı olmuş.

Kader KELEŞ
 

HASİBE,HACER VE ÜMMÜHAN
Uzak bir ülkede bir çocuk yaşarmış. bu çocuğun adı Hasibe imiş. Hasibe'nin dört kardeşi varmış. Hasibe'nin evleri dört katlı ve çok güzel kokuyormuş. Hasibegil, Balıkesir Bandırma'da oturuyorlarmış. Hasibe'nin en sevdiği arkadaşları Ümmühan ile Hacer imiş. Arkadaşları ile en çok oynadığı oyun saklambaçmış. Annesinin mesleği hemşirelik, babasının mesleği ise öğretmenlikmiş. hasibe kedi ve köpek besliyormuş. Hasibe'nin en sevdiği dersler; Hayat Bilgisi,Türkçe ve Görsel sanatlarmış. En sevmediği ders Matematikmiş. En sevmediği derse çok çalışmış ve sınıfın en çalışkanı olmuş.
 

Rabia KABAKOĞLU
 

AYÇA'NIN HAYATI
Çok uzaklarda Ayça diye bir çocuk yaşarmış. Ayça'nın iki tane kardeşi  varmış. Ayça, bahçeli, iki katlı bir evde yaşarmış. Ayça'nın yaşadığı şehir Ankara imiş. Ayça en iyi arkadaşı Ali ile voleybol oynarmış. Ayça'nın annesinin mesleği doktor, babasının mesleği de polis imiş. Ayça'nın hayvanları da varmış. Bunlar kedi ve köpekmiş. Ayça'nın en sevdiği dersler, görsel sanatlar, türkçe, Müzik ve Matematikmiş. Ayça'nın   Hayat bilgisi dersini sevmiyormuş.Derslerine çalışmış ve derslerini düzeltmiş. 

 Esen DAL




 


 

 
Reklam
 
Meb Haberler
 
Hava Durumu
 
ANKARA İSTANBUL İZMİRmyhosting
Takvim/Saat
 
İsimler ve Anlamları
 
www.dostyurdu.com

DUYURU PANOMUZ

" YENİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINDA BAŞARI VE MUTLULUK BİZİMLE OLSUN


2011-2012 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILINDA DA EN ÇOK KİTAP OKUYAN İLK 5 ÖĞRENCİYE ÖDÜL UYGULAMASI DEVAM EDECEKTİR.


----------


SAYIN VELİLERİM TEST TAKİP FORMLARI GÖNDERİLMİŞTİR. KONTROL EDEREK FORMLARI TAMAMLAYIP, HER HAFTA PAZARTESİ GÜNÜ GÖNDERMENİZ RİCA OLUNUR


----------


SAYFALARIMIZ FARKLI ZAMANLARDA YENİLENMEKTEDİR. TAKİP EDİNİZ.


----------

 
Toplam 124444 ziyaretçi (316355 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=